Basit usulde vergilendirme

Gelir Vergisi Kanunun 46. Maddesine göre basit usulde vergilendirilenler, kazancın tespiti ve Vergi Usul Kanunu’nun defter tutma hükümleri hariç, bildirme, vesikalar, muhafaza, ibraz, diğer ödevler ve ceza hükümleri ile bu Kanun ve diğer kanunlarda yer alan ikinci sınıf tüccarlar hakkındaki hükümlere tabidirler.

Gelir Vergisine tabi olan ticaret ve sanat erbapları kazancın tespiti bakımından “Basit Usulde Gelir Vergisine Tabi Olanlar” ve “Gerçek Usulde Gelir Vergisine Tabi Olanlar” olarak ikiye ayrılırlar.

İkisinin arasındaki farkı inceleyecek olursak Gerçek Usule Tabi olan mükellefler KDV, gelir vergisi, stopaj vergisi öderken Basit Usule Tabi olan mükellefler yalnızca basit usulde ticari kazançlarının vergisini öder. İki usulde de ödenmesi gereken sabit bir rakam bulunmamakla birlikte bu noktada ödenecek vergi tutarı elde edilen kazanca göre belirlenir.

Bu durumda basit usul, vergisel anlamda istenilen şartlara haiz olan mükellefler için ticari kazancın tespit edilme yollarından bir tanesi olup çeşitli vergisel avantajları olan bir vergilendirme şeklidir.